• 16 Ekim 2018 Salı
  • Avustralya’nın Türkçe sesi
  • Menü Simge

    AVUSTRALYA

    GÜNDEMİN DİĞER BAŞLIKLARI

    MSF NAURU'DAN ÇIKARILIYOR
    MSF'ten (soldan sağa) Christine Rufener, Beth O'Connor ve Paul McPhun, düzenledikleri basın toplantısında.

    MSF NAURU'DAN ÇIKARILIYOR

    12/10/2018 12:43:11 PM

    Nauru, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın ülkedeki hizmetlerini sonlandırma kararı aldı, kuruluş Avustralya'ya sert bir dille tepki gösterdi

    AVUSTRALYA’nın kuzeydoğusundaki ada ülkesi Nauru'nun hükümeti, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) adada sığınmacılara, mültecilere ve Nauru halkına sunduğu ruh sağlığı destek hizmetlerini ani bir kararla sonlandırma kararı aldı.

    Kararı kesin bir dille kınadığını açıklayan MSF, adadaki ruh sağlığı destek ihtiyacının "çok ciddi boyutlarda" olduğunu vurguladı ve Avustralya'nın deniz aşırı gözaltı politikasını sonlandırması yönünde çağrı yaparak, adada tutulan tüm sığınmacı ve mültecilerin tahliye edilmesi gerektiğini belirtti.

    MSF'den yapılan açıklamada ise ""Nauru'dan çıkarılması gereken biz değiliz, adada beş yıldan fazla süredir kalan mültecilerdir" ifadeleri yer aldı.

    Tuvalete bile gidemeyecek durumdalar

    Konuyla ilgili açıklama yapan psikiyatrist Dr. Beth O'Connor, "Utanç verici bir durumla karşı karşıyayız. MSF'nin ruh sağlığı hizmetlerinin artık gerekli olmadığı beyan ediliyor, ancak biz, Nauru'da süresiz olarak alıkonulan mültecilerin ruh sağlığında büyük bir çöküş gözlemliyoruz" dedi.

    O'connor, "Nauru'da bulunduğum 11 aylık süre içinde mülteciler ve sığınmacılar arasında intihara teşebbüs ve kendine zarar verme vakalarında endişe verici bir artışa tanık oldum. Tedavi olanağı sunduğumuz kadın, erkek ve çocuklarda bu eğilimlerin yaygın hale geldiğini görüyoruz. Özellikle travmatik uzaklaşma sendromu yaşayan çok sayıda çocuk olduğunu gördük ve bu bizi çok endişelendiriyor. Çünkü bu çocukların genel ruh sağlığı durumlarındaki ciddi gerileme, onları yemek yiyemeyecek, su içemeyecek, hatta tuvalete bile gidemeyecek hale getirdi" ifadelerini kullandı.

    Yaşama isteğini kaybeden pek çok kişi var

    Yapılan tıbbi değerlendirme ve analizler, MSF ekiplerinin tedavi olanağı sunduğu mültecilerin derin bir çaresizlik hissine hapsolduğunu, tam bir kısır döngü içinde yaşadıklarını ve çoğunun yaşama istediğini kaybettiğini ortaya koydu.

    Bu kişiler arasında en az 78 kişi kendine zarar verdi, intiharı düşündüğünü belirtti ya da intihara teşebbüs etti.

    9 yaşındaki çocuklar bile MSF çalışanlarına, Nauru'da umutsuzluk içinde yaşamaktansa ölmeyi yeğlediklerini aktardı.

    Ruh sağlığı desteğine en çok ihtiyacı olan kişiler ise Avustralya'nın göç politikası sonucu yakın aile bireylerinden uzak kalmış olanlar.

    Hapishanede kalmak adada kalmaktan daha iyi

    MSF ile bölgede çalışan psikolog ve psikiyatristlerin son 11 aydır hastaların gösterdiği semptomları dengede tutmaya çalıştığını söyleyen Dr. O'Connor, Nauru'da süresiz olarak tutulan kişiler için terapilerin kesin çözüm olamayacağını belirterek, "Hastalarımızın pek çoğu hapishanede kalmanın bu adada kalmaktan daha iyi olduğunu, çünkü hapishanedeyken en azından çıkış tarihinin bilindiğini söylüyor. Dolayısıyla bu kişiler adada mahsur kaldığı sürece, sunulan bu tedaviler mevcut duruma yönelik nihai bir çözüm olmayacak. MSF'nin psikolojik ve psikiyatrik destek hizmetlerini sonlandırmasına yönelik hükümet kararı ise olumsuz sonuçlar doğurabilir ve pek çok kişinin canına mal olabilir" dedi.

    Süresiz gözaltı politikası yıkıma neden oluyor

    Dr. O'Connor, "Nauru'da tutulan mültecilerin çoğu kendi ülkelerinde veya yol boyunca belirli travmalara maruz kalmış olsalar da, onların dayanma gücünü asıl yıkan, gelecekte güvenli ve anlamlı bir hayat sürme umutlarını tümüyle yok eden, Avustralya Hükümeti'nin deniz ötesi süresiz gözaltı politikasıdır" şeklinde konuştu.

    Aileleri birbirinden ayırmak insanlık dışı

    MSF Avustralya Direktörü Paul McPhun da, "Tıbbi bir afet durumu olmaksızın aileleri birbirinden ayırmak, kadın, erkek ve çocukları belirsiz bir süreyle ücra bir adada tutarak onları korunma haklarından mahrum etmek ve çaresizliğe hapsetmek insanlık dışı, zalimce ve aşağılayıcı bir uygulama" dedi.

    McPhun "Avustralya Hükümeti deniz aşırı gözaltı uygulamasını insani bir politika olarak göstermeye çalışıyor. Ancak insanları denizden kurtarıp daha sonra bir açık hava hapishanesine dönüşmüş olan Nauru'ya yollamanın hiçbir insani boyutu yok. Bu politikaya bir an önce son verilmeli ve bu uygulama hiçbir hükümet tarafından tekrarlanmamalı. Nauru'dan asıl çıkarılması gereken MSF'nin psikologları ve psikiyatrları değil, adada son beş yıldır mahsur kalan yüzlerce mülteci ve sığınmacıdır" ifadelerini kullandı.

    MSF hizmetlerine artık gerek kalmadı

    MSF Kasım 2017'den bu yana Nauru Cumhuriyeti'nde bölge halkına, mülteci ve sığınmacılara ücretsiz psikolojik ve psikiyatrik hizmetler sunuyordu.

    Nauru Hükümeti'nin "MSF hizmetlerine artık gerek kalmadığını" belirterek MSF'yi bilgilendirmesi ve MSF'nin hizmetlerine 24 saat içinde son vermesini talep etmesi üzerine, bu hizmetler 5 Ekim'de askıya alındı.

    Aralarında 115 çocuğun olduğu 900 mülteci ve sığınmacının neredeyse tamamı, yeni bir ülkeye yerleştirilme süreçlerine ilişkin herhangi bir bilgi akışı ve beklenti olmaksızın, beş yıldan fazla süredir adada kalıyor.

    Avustralya'nın Nauru'da kurduğu gözetim merkezinde 900'den fazla mülteci ve sığınmacı, beş yıldan fazla bir süredir yaşıyor.
    Avustralya'nın Nauru'da kurduğu gözetim merkezinde 900'den fazla mülteci ve sığınmacı, beş yıldan fazla bir süredir yaşıyor.