BİR YIL ÖNCE

Zanlı Türk çıktı
MELBOURNE'un Coburg Semtin'de içinde 6 aylık bir bebek bulunan arabayı çaldıktan bir süre sonra terk ettiği suçlamasıyla 24 yaşındaki Gürkan Yıldırım tutklandı.
(14 Kasım 2016)

YİRMİ YIL ÖNCE

Bizim Sydney Road
MELBOURNE'un en işlek caddelerinden Sydney Road'da Türkiye kökenlilere ait çoğunluğu Brunswick'te olmak üzere 70 değişik işyeri bulunuyor.
(10 Kasım 1997)
  • 21 Kasım 2018 Çarşamba
  • Avustralya’nın Türkçe sesi
  • Menü Simge



    EDİTÖRDEN

    Toplumu 'politize' etmeyelim

    İNTERNETTEKİ sayımızda bu köşedeki ikinci yazıda, Federal Parlamento'da yaşanan çifte vatandaşlık krizine değinmeyi düşünmüştük.

    Çünkü bu kriz o denli büyüdü ki, çifte vatandaş oldukları için koltuğunu kaybeden siyasetçilerin ötesinde, aslında Avustralya'nın Britanya'nın bir 'kolonisi' olmaktan bugün de çıkamadığını gösterdi.

    Federal Parlamento üyeliğini kaybeden siyasetçilerin neredeyse tamamının 'bilmeden' sahip olduklarını öne sürdüğü Britanya vatandaşlığı, aslında bilindiği halde günümüze kadar göz yumulan bir 'koloni' geleneğinin devamı gibi görünüyor.

    Yeri geldiğinde, yasaların en küçük ayrıntısını dahi gözümüze sokan bu siyasetçilerin, bu ükeyi yıllardır Anayasa'ya aykırı biçimde yönetmeleri, Avustralya'nın günümüzdeki varlığını bile, yerli halkı da haklı çıkaracak biçimde sorgulanır duruma getiriyor.

    Düşünsenize, biri çıkıp da, 116 yıl önce şimdiki federal yapıya sahip olan Avustralya'yı bugüne kadar yönetenlerin çoğunun (ki öyle olduğu kesin) 'çifte vatandaş' olduğunu söyleyerek, aldıkları kararların tamamının geçersiz sayılması gerektiği iddiasıyla mahkemeye başvursa, bu ülkeye 'göç anlaşması' ile gelen Türkiye kökenlilerin bile konumunu tartışmak zorunda kalacağız.

    90'lı yılların sonlarında yapılan ve başarısızlıka sonuçlanan Avustralya'nın cumhuriyete geçmesiyle ilgili referandumda mevcut 'monarşi' düzenine karşı çıkanların liderliğini yapan Başbakan Malcolm Turnbull'un, iktidar koltuğunda daha ne kadar uzun süre oturacağını düşünmeden önce, hemen bir erken seçime giderek, Federal Parlamento'nun çifte vatandaşlardan temizlenmesinin önünü açması gerekiyor.

    Sadece üyelerin değil, başbakan ve muhalefet liderinin bile vatandaşlık konumunun sorgulanır duruma geldiği bir Federal Parlamento, yapacağı yasaların da 'yasal' olmasını, ancak top yekün bir yenilenme ile sağlayabilir.

    Değinmeden geçemediğimiz çifte vatandalık konusundan sonra, yazının başlığındaki 'toplumun politize edilmesine' geçelim dilerseniz...

    İnternet yayınımızda başlattığımız 'Sözlük' bölümüne her ne kadar Türkçede kullanılan yeni yabancı kelime ekleyemeksek de, 'politize' de bu bölümde yer alacak kelimelerden biri olacak kuşkusuz.

    Aslında 'Sözlük' bölümüne koyacağımız yabancı kelime sayısı o kadar arttı ki, bunlardan hangisine öncelik vereceğimizi bilemez duruma geldik. Bu kelimeler yakında sayfaya girdiğinde bize hak vereceğinizi düşünüyoruz.

    'Politize', 'bir şeye siyasal bir nitelik, siyasal bir boyut kazandırmak, bir kişiyi, grubu, siyasal tutumlarını ortaya koymaya yöneltmek' olarak tanımlanıyor. Ve bu tanım 10 Kasım'da Canberra Büyükelçiliği'nde yaşanan olayla tam tamına örtüşüyor.

    Türkiye'de özellikle 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminden sonra gündelik yaşamın her alanına sirayet eden 'politize', 1980 öncesindeki 'sağ-sol' ayrışmasından da öteye geçti neredeyse.

    Artık sıradan insanların bile birbirine "Sen darbecilerden misin?" sorusunu yönelttiği, iş yapacağı ya da görüşeceği kişinin önce 'darbecilerden' olup olmadığını gözettiği bir duruma gelindi.

    'Darbe' elbette bir ülkede herkesin karşı çıkması gerektiği ve istemediği bir durum. Ancak bunun sıradan insanlar arasında bile ayrışmaya neden olacak bir biçime dönüşmesi, 'darbe girişimi'nin gerçekliğini de sorgulanır duruma getiriyor.

    Böyle bir ortamda da birileri, ülkeden çok güç sahibi olanların yanında yer almayı öncelik olarak görmekten kaçınmıyor.

    Halk arasında kişisel öç almaya dönüşen bir 'ihbar' mekanizmasının çalışmaya başlaması, devlet katında çalışanların sorumluluk alanlarına girmediği halde kendilerini önüne geleni sorgulamaya yetkili görmesi, şu anda Türkiye'nin en sağlıksız yönünü oluşturuyor.

    Türkiye içinde ve dışında yaşayan insanlar, böyle bir sağlıksız ortamın neden olduğu acıyı ve bölünmeyi 1980 öncesinde ve sonrasında çok derin yaşadı.

    Bunun etkisi günümüzde de silinmemişken, Türkiye'ye vurulacak en büyük 'darbe', şimdi bu yarayı yeniden canlandırmaya çalışmak olacaktır.

    Hepinize mutlu günler.

    Yüksel YILMAZ

    ARŞİV

    DİĞER BÖLÜMLER

    ÖZEL SAYFA

    ANKET

    EDİTÖRE GELENLER

    MAVİ SAYFA

    SÖZLÜK

    CRIME STOPPERS