
TERÖRİZM en kısa tarifiyle masum insanlara karşı seyirci önünde uygulanan siyasi amaçlı bir vahşettir. Terörist, etrafta yaptığını görecek, izleyecek insan bulamazsa hareket etmez ve insanların ilgisini çekerek onları devamlı korku içinde tutmak için yaratıcı olmak zorundadır. Gündemden düşmemek yeni yöntemler bulmayı gerektirir.
Terör sözcüğünün kökeni Latince olup ilk kez 14-15. yüzyıllarda kullanılmaya başlanmış; büyük korku, dehşet, alarm, panik anlamında bir siyasi görüşün baskıyla kabul ettirilebileceğine inanılan yanılgıdan kaynaklanır.
Kavram, halkı korkutarak baskı altında tutmak için 18. yüzyıl Fransa’sında Robespiere tarafından pratikte uygulanmasıyla siyasi literatüre girmiştir. Aynı dönemde Britanya’da İrlandalılar'ın ayaklanması, toplu katliamlar terör sözcüğünün tarihte ilk kez kullanlmaya başladığı yıllardır.
Teröristin mantığını çözmek mümkün değil. Öbür dünyadaki vaadlere kanan intihar bombacısı veya bir karış toprak için kendini ölüme atan ayrılıkçı, davranışının haklı olduğuna nasıl inanabiliyor? Bir karış toprak niye bir insanın canından daha kıymetli olsun? Dostoyevski, “Kötülük yapan insanı kınamak ne kadar kolaysa, onun aklından geçeni anlamak da o kadar zordur” der.
Terör eskiden sadece hedef seçilen kişiye ya da gruba yapılır, masum insanların zarar görmemesine çalışılırdı. Örneğin Rus Çarı II. Alexander’a suikast girişimi yanında çocuğu olduğu için ertelenmiş, daha sonra yalnızken öldürülmüştü. Bazı siyasi yorumcular terörizmin 11 Eylül 2001’de ABD’ye uçaklarla yapılan saldırıdan sonra şekil değiştirdiğini, kurbanlar arasında ayrım yapmadan sivil vatandaşların erkek, kadın, çocuk kim olursa olsun toplu katliamlarının yaygınlaştığını iddia etmekteler.
Komünizm ve kapilizm arasındaki soğuk savaş döneminin sona ermesi de terörizme farklı bir boyut kazandırmıştır. Taraflar, daha büyük düşmana karşı daha az zarar görebileceğini düşündüğü militanlarla bir oldu. Bu tür davranış komünizme karşı gerekli görüldü. Örneğin Sovyetler'e karşı savaşan Taliban, Batı’dan destek görmüş ama soğuk savaş bitince de Batı'nın başına bela olmuştur.
Teröristler şeytani planlarını uygulamak için oldukca yaratıcılar. Örneğin El Kaide dünyanın her tarafında yaptıkları saldırıları merkezden planlarken, kendilerine sözde İslam Devleti adını veren ISIL, ISIS veya DAEŞ diye de adlandırılan grup, sempatizanlarını kendi başlarına, merkezden bağımsız terör havası estirmek için teşvik ediyor. Kaçırdıkları uçaklarla binalara çarpan hava korsanları, eğlenen insanları havaya uçuran intihar bombacıları, motorlu araçlarla masum insanları ezen beyni yıkanmış kişiler hep son yıllarda teröristlerin ne kadar yaratıcı ve değişken olduğunu gösteriyor. Böyle davranmazlarsa kendileriyle birlikte ideolojileri de yok olacak. Bunu biliyorlar. Çünkü amaçları kendinden olmayanları devamlı dehşet içinde yaşatmak.
Terörizme karşı Amerika başta olmak üzere Batı'nın gösterdiği sert tepki ne yazık ki etkisiz kaldığı gibi yeni ve farklı terör örgütlerinin ortaya çıkmasına neden olmuş, dünyayı kültürel bir soğuk savaşa hatta yer yer sıcak çatışmalara sürüklemiştir. Her terör hareketine karşı aynı yöntemle misilleme yapmak haklı olan tarafı da ahlak bakımından haksızın seviyesine indirmektir. Teröristlerin üzerine bomba yağdırmak balyozla sivrisinek ezmeye benzer. Bir terörist yuvasını havaya uçurmak sadece bir ağacın dalını kesmektir. Esas yapılması gereken davranış ağacın köküne inmektir. Kendini beğenme havası içinde ‘benim ideolojim ve kültürüm daha iyi’ diye düşünerek sertlikle karşılık vermek yerine terörizmin siyasi motivasyonunu araştırmak en matıklı yol olmalı. Terörizmle mücadele kendi tepkimizi haklı gösterip karşı ve farklı düşünceyi lanetlemekle yapılmamalı. Bu kültürlerarası mücadelede bir tarafı tutup diğer tarafa karşı olmak yerine terörizm fikrinin anlamsız görüldüğü bir dünya yaratmalıyız. Ünlü Amerikalı yazar ve düşünür Gore Vidal’ın dediği gibi, kötülük yaparak kötüyle savaşamayız. Eğer düzenli ve devamlı bir barış istiyorsak düzenli ve devamlı savaştan kaçınmalıyız. Profesör ve siyasi aktivist Noam Chomsky de “Terörizmi yok etmek terörist gibi davranmamakla mümkündür” der.
Özetlersek, terörü önlemek için yapılan uğraşta en etkili davranış teröristin yaptığına aynı şekilde onun yöntemiyle karşılık vermek olmamalıdır. Terörizme karşı savaş, kötülüğe karşı kötülükle cevap vermekse o savaşın kazanılması imkansızdır.
Dünyanın eşitsizlik, haksızlık ve adaletsizliklerle dolu olduğunu kabul etmek zorundayız. Eğer siyasetçiler bu gerçeği göz ardı edip çareler aramazlarsa bazı zavallı akıl yoksullarının terörist eylemlere yönelmeleri önlenemez.